Uzun bir uğultu çakıldı yere
Kırmızı benim adım dedi
Kimse anlamadı neden kanadığını
Üperdi içi, sessizliğe kavuşuncaya dek
Bırakmıyor elini, kalbi bıraksa da
Diz üstü körler köyünde
Kırılan taş küsmüş dağa, dağın haberi olmamış
Sığ suların yansıması silinmiş, derin denizlere bakmadan
Hala yere çakılan uğultuyu arıyor bütün köy
Kimse üstündeki kırmızıya bakmıyor
Neden kanadım ben diye sormuyor
Soru işaretleri toplanmış, noktalar dağılmış
Sıralanmış sırlar peşi sıra
Yerlerde sürünen toz zerreleri
İsyanın içinden çıktılar bağırmadan
Bizim hakkımızdır havada uçuşmak
Okunmayan sözcükler hep çürük
Çürük elma gibi atılmış doğaya
Yine de o uğultuyu arıyor kulakları
İnce bir türkü var seslerinde
Tınısı yaban kalmış bu kırmızı, çürüksüz, şarkılı köyde